Pazartesi, Aralık 19, 2005

DVD Kaydediciler ve Reklamın Geleceği


Yaklaşık 1,5 senedir evimizde bir DVD kaydedici cihazımız var. Bu cihazın DVD kaydetme fonksiyonu aslında çok sık kullanmadığımız bir özelliği. Ama daha çok kullandığımız bölümü, günlük olarak seyretmeyi düşündüğümüz programları kaydedip, daha sonra istediğimiz zaman seyretmemizi sağlayan özelliği. Bu özellikle ilgili olarak DVR, PVR gibi tanımlamalar kullanılıyor.

Aslında bu konseptin ortaya çıkması, ABD'deki TİVO markalı cihazlar ile başladı. Kendi içerisinde bir sabit disk bulunduran ve TV program listelerini bağlı olduğu network üzerinden indiren bu cihaz ile, hem program akışında neler olduğunu izleyebiliyor, hem de istediğiniz programı daha sonra izlemek üzere kaydedebiliyordunuz. Aslında TİVO bu network ve aboneliğine verilen isim benim bildiğim kadarı ile.

Neyse, sonuç olarak TİVO'nun bu başarısından sonra, bunu gören bir çok elektronik cihaz üreticisi şirket, yeni geliştirdikleri DVD kaydedici cihazlara benzer özellikler eklemeye başladılar. Hatta bazıları, TİVO ile anlaşarak, uyumlu modeller çıkartmaya başladılar. Bizim kullandığımız cihaz Türkiye'de yaşadığımız için TİVO uyumlu değil, ancak hem DVD'ye, hem de sabit disk üzerine kayıt yapmamıza olanak tanıyor. Hatta dilersek, programın kaydı tamamlanmadan, izlemeye geçebiliyoruz.

Bu cihaz bizim TV izleme alışkanlığımızı büyük oranda değiştirdi. Çünkü artık istediğimiz film ve dizileri haftalık olarak programlayıp, dilediğimiz zaman, reklamları atlayarak izleyebiliyoruz. Bu cihazı kullanmaya başladıktan sonra, TV dizilerinin aslında ne kadar kısa sürdüğünü, ancak araya giren reklamlar ile, neredeyse bütün geceyi sadece bir program ile geçirdiğimizi de farkettik.

DVR'lar geleneksek reklamcılığı/yayıncılığı nasıl etkileyecek?
Orta vadede, hava bandından/kablo üzerinden yayın yapan ve gelirini program arasına aldığı reklamlardan kazanan medya kuruluşlarının çok ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz. Şu anda DVR cihazlar pahalı olsa ve çok yaygın olarak kullanılmasa da, nasıl DVD oynatıcılar buğün çok makul fiyatlara bulunuyorsa ve pek çok eve girdiyse, birkaç sene içerisinde aynı durumun DVR'lar için yaşanmayacağını kimse söyleyemez. Özellikle de insanlar reklamları atlayarak program izlemenin keyfini gördüklerinde, bu cihaza sahip olmak için bütçelerini zorlayabileceklerini de dikkate almak lazım.

Kısacası, geleneksel TV reklamcılığının sonlanması ile ilgili önemli bir gelişme bu bence. TV kanalları kendilerini bu trendden korumak için, büyük oranda ücretli networkler içerisine girmeye çalışacaklar bir süre sonra. Peki ücretsiz TV kanalı kalmayacak mı? Tabii ki kalacak, ama reklamlar artık yayının üzerine bindirilmeye çalışılacağı için, bu kanalların ne kadar izlenebilir olacağı tartışılabilir. Ayrıca, bir süre sonra, TV networkleri DVR'ların belli yayınları kaydetmesini önleyici tedbirleri almak için DVR üreticileri ile anlaşabilirler. Yani DVD'deki bölge kodunun bir benzeri DVR'lar için geliştirilebilir. Hatta, bununla ilgili olarak, şu anda da bazı DVR'lar üzerinde belli programların kaydedilmesini önleyen sistemler mevcut, ama yurdumuzda bu özellikler kullanılmıyor henüz.

Ne olursa olsun, geleneksel TV'lerin reklamcılık anlamında cazibesi ile ilgili önemli problemler yaşanacağı kesin. Zaten bir süre sonra, TV networklerinin reklam ölçümlerinde bunların ortaya çıkacağından eminim. TV kanallarının, bununla ilgili olarak şimdiden düşünmeye başlamalarında fayda var, aksi taktirde, çok hızlı yaşanacak gelişmelere ayak uyduramayacaklarını tahmin ediyorum.

Peki reklamcılığı sonu mu bu? Bence hayır. Ancak, reklamcılığın, bildiğimiz şeklinden farklı şekillere bürünmesini gerektiren gelişmeler bunlar. Zaten, son yıllarda yapılan araştırmalar, yeni neslin, artık TV izleme oranında önemli bir düşüş olduğunu göstermekte. Artık insanların boş zamanlarındaki aktiviteler arasında TV'nin sıralaması gittikçe düşmekte. Birçok insan, zamanının büyük bölümünü oyun konsolları ve bilgisayarın başında geçirmeyi tercih ediyor. Dolayısı ile, bu iki cihaz da, artık önemli bir mecra özelliği taşımaya başladı.

Direkt reklam yerine, dolaylı reklam
İnsanların artık direkt reklamlardan ne kadar sıkıldıklarını tarif etmeme gerek yok herhalde. Bu yeni mecralar ise, reklamverenlere, direkt reklam yerine, kullanıldıkları mecranın özelliklerine uygun şekilde yapılacak reklamlar ile tüketicinin daha çok bilinçaltına yönelik reklamların yapılabilmesine olanak tanıyor. Özelikle oyun konsolları bunun için biçilmiş kaftan. Birçoğumuz, oyun konsolunda oynadığımız futbol maçında, saha kenarındaki reklam panolarının üzerinde gerçek markaların reklamını gördüğümüzde, oyun zevkimizden birşey kaybetmeyiz. Hatta, aksine, bu durum oyunun gerçekçiliğini arttıran bir özelliktir ve kabul edilebilir. Aynı şekilde, Need for Speed'de yer alan otomobilleri süslerken, gerçek markalara ait çıkartmaları, aracın üzerine zevkle yapıştırırız. Ve bu davranışlar, aslında bizim ilgili markalarla, daha da sempatik bir iletişim kurmamıza yardımcı olur. Çünkü, eğlendiğimiz, zevk aldığımız aktivitelerdir bunlar. Bir de TV'de futbol maçı izlerken, birden bire ekranı kaplayan dev sponsor logolarını düşünün, bunlar yarar yerine, sizce de markaya zarar vermez mi? Tüketicinin en zevk aldığı aktivitenin, içine limon sıkmak değil midir bu?

Sonuç olarak, reklamcılık çok önemli değişikliklerin eşiğinde, bakalım kimler ne çözümler üretecek?

CNet Video: The DVD Revolution
Pioneer DVD kaydedici özellikleri için tıklayın.

Tag: , , , ,

4 yorum:

A. Selim Tuncer dedi ki...

Elbette bugünkü gibi olmayacak, ancak "mecra"nın çok fazla parçalanmayacağını düşünüyorum.

Bu konuyla ilgili bir de yazım vardı: http://selimtuncer.blogspot.com/2005/11/dijital-ekonomi-iletiim-endstrileri-ve.html

Elbette özel ilgilere yönelik arzlar gelişecektir, ama sanki "ortak" mecralar yok olmayacak gibi geliyor bana... Fazla mı "eski kafalı" düşünüyorum acaba?

onur yuksel dedi ki...

yok olan eski mecralar değilde eski mecraların hitap ettiği kitle olabilir diye düşünüyorum.İkiside birbirine bağlı fakat birinin oyundan erken ayrılması bunu görmekte geç kalan firmalar için kayıp olabilir. Hayatımıza giren şuan Türkiyede pek etkili olmasa bile gerilla pazarlama diye bir terim var . Bence değişim başladı en azından kitlelerde.

Serdar Öner dedi ki...

Benim düşünceme göre de, geleneksel TV'ye benzer yayın araçları gelecekte de olacaktır. Sonuçta kitlesel pazarlama ancak bu tipte yayınlar ile gerçekleşebiliyor. Ama, yeni gelişmeler, tüketicilerin istemedikleri reklamı izlememe seçeneği tanıdığı için, reklamcılıkla ilgili modellerde belli değişiklikler olması gerekecek. Nasıl bir yapı oluşur, tahmin etmek zor. Ama, bunun yanıda, etkinliği daha fazla olan bir niş reklamcılık/pazarlama olgusu da, yazımda bahsettiğim şekilde farklı kanallarla gündeme gelmekte. Bu yeni kanalların kullanımı üzerinde pazarlamacıların düşünmesi gerek.

oehbowebn2o dedi ki...

Sanırım 'bildiğimiz reklamcılığın sonu' olacak gibi bu aygıtlar.Reklam izlemekten bu şekilde kaçsakta 'Kurtlar Vadisi'adlı dizide gördüğümüz üzere sanal reklamlar dizinin her bir yanını kaplayacak ve biz dizinin en heyecanlı yerinde birden çok olmadık yerlerde olmadık reklamlarla yüzyüze olacağız.Sizin de söylediğiniz futbol maçları içinde aynısı geçerli..Ve bence bunlar daha çok yayılacak, artık dizi aralarına razı kalıp dizilerin her karesine dikkatimizi dağıtan filmin ciddiyetini yada romantizmini bozan reklamlarla çok uğraşacağız.

Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul Teknik Üniversitesi, İşletme Mühendisliği bölümünden 1989 yılında mezun oldum. Sırası ile PEG A.Ş., Alboy A.Ş., Superonline A.Ş, Turk Nokta Net Ltd. Şti. (Turk.Net), Doğan Online (E-kolay) ve İksir A.Ş. (İxir) ve DorukNet'te farklı pazarlama yöneticiliği pozisyonlarında görev yaptım. Şu anda, Markethink markası altında bağımsız pazarlama yönetim ve danışmanlığı servisleri konusunda çalışmaktayım. Bana ulaşmak isterseniz, oner.serdar@gmail.com adresini kullanabilirsiniz.