Çarşamba, Nisan 19, 2006

Değişen İstanbul

İstanbul bence son yılların en büyük değişimini gerçekleştiriyor. Yıllardır ilk defa sabahları işe gelirken etrafımda güzel bir şeyler görmeye başladım. Evet lalelerden bahsediyorum. Çok basit gibi görülebilecek bu uygulama, bence İstanbul'un yönetimi ile ilgili önemli bir değişikliği ifade etmekte. İlk defa İstanbul için marka ve imaj yatırımı yapılmakta. İlk defa bu şehrin insanlarına, insan olarak değer verilmekte. İlk defa bu insanların ruhunu da rahatlatacak bir şeyler yapılmaya çalışılmakta.

Tabii ki sadece laleler değil bu sözleri söylememe sebep olan. Örneğin yapılan yeni kaldırımlar. Aslında İstanbul çok kaldırım gördü, ve her yeni kaldırım yapılışında da ben ilgili belediye başkanının kulağını okkalı küfürlerle çınlattım. Çünkü yapılan her kaldırım, eskisinin hemen hemen aynısıydı ve sadece seçim yatırımı, gözboyamak veya birilerinin cebini doldurmak için, düşünülmeden yapılan işlerdi. Sökülen 50cm yüksekliğindeki, çirkin moloz kaldırımların yerine, 50cm yüksekliğinde yeni çirkin moloz kaldırımlar yapılır ve sanki çok önemli bir iş yapılıyormuş gibi sarı beyaz boyanırdı! Yani, insanlar salak yerine konulurdu.

Yeni yapılan kaldırımlar ise, atletik yapılı olmayan veya yaşlı insanların da çok kolay şekilde adım atabileceği yükseklikte. Üstelik beyaz-sarı boyanmamasına rağmen, çok daha estetik ve düzgün yapıdalar. Kısacası, olması gerektiği gibiler.

Ayrıca, yeni alınan belediye otobüslerinden de bahsetmek istiyorum. Senelerdir kullanmak zorunda olduğumuz, kalitesiz, dökük, dumanı ile çevreyi son derece fazla kirleten Ikarus otobüslerden de kurtuluyoruz yavaş yavaş. Yeni Mercedes otobüsler, insanların, insanca seyahat etmesine olanak tanıyan yapıda, temiz, modern ve çevreyi çok daha az kirletmekteler.

Çözümü çok daha zor olan trafikle ilgili de, gördüğüm kadarı ile yeterince iyi niyetli ve düşünülerek çözüm üretilmeye çalışılmakta. Burada da adil olmak lazım. Bugün artık durma noktasına gelen şehiriçi trafikte, şu andaki belediyeden çok, yıllardır taş üstüne taş koymamış geçmiş belediye başkanlarının çok daha fazla rolü var.

İstanbul referans bir dünya kenti mi?
Bu yazıyı aslında bir pazarlamacı olarak değil, bu şehirde yaşayan bir İstanbullu olarak yazdım. Ama, işe bir de İstanbul'un pazarlaması açısından bakarsak, önemli eksiklerin yavaş yavaş giderildiğini görmekteyiz. Eskiden her yurtdışı seyahatimden sonra İstanbul'a döndüğümde içimi sıkıntı kaplardı. Birden bire izbe, karanlık bir havaalanına inerdiniz, sokağa çıktığınızda karanlık, duman altında bir şehirle karşılaşırdınız. O zaman hep şunu düşünürdüm "Ben bir Türk ve İstanbullu olarak bunları hissediyorsam, ülkemize diğer ülkelerden, yaşadıkları temiz şehirlerden gelenler ne hissediyorlardır kim bilir?" Ve o zaman, binlerce yıllık tarihi olan, inanılmaz enteresan bu şehre yeterince iyi bakamadığımızı ve haksızlık ettiğimizi düşünür, üzülürdüm. Kendi kendime hep şunu sorardım "Acaba 1453'te olaylar bu şekilde gelişmeseydi de, İstanbul bir Avrupa kenti olarak kalsaydı bu halde mi olurdu?"

Neyse ki, artık yurtdışından dönüşlerde bunu hissetmiyorum. Atatürk Havalimanı'nın, dünyadaki benzer modern havaalanlarından bir eksiği yok. Pırıl pırıl, temiz bir ortamda ülkemize giriş yapıyorsunuz. Ben bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Nasıl ki bir insanla ilk tanıştığınızda kılık kıyafeti size bir şeyler anlatırsa, şehirler de ilk intibayı havaalanları, limanları ve garları ile vermekteler. Biz ne kadar "Avrupalıyız, bizi de AB'ye alın artık" desek de, gündelik yaşamdaki bu farklılıkların devam etmesi halinde, eski Avrupalılar'ın bizi Avrupalı olarak algılamaları çok zor olacaktır. Yanlış anlamayın, İstanbul veya Türkiye Avrupalılar tarafından çok enteresan ve ilgi çekici olarak algılanabilir, turist olarak ülkemize milyonlarcası gelebilir, ancak, kendimizin onlardan biri gibi algılanmasını istiyorsak, günlük yaşamda da ortalama Avrupa standartlarına yaklaşmamız gerekmekte.

Biraz dağınık bir yazı oldu ama, özet olarak şunu söylemek istiyorum: İnanılmaz tarihi ve kültürel değerlere sahip bu şehir için, artık marka yatırımı yapmanın zamanı geldi. Bunu görebilenleri tebrik, takdir edip, destek olmak lazım. "Laleler kısa ömürlüymüş, solacakmış. Bunlar da kim bilir kimleri zengin etmiş. Harcanan paralara yazıkmış" Bunlar beni ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren, günlük yaşamda temiz, insanı rahatlatan bir ortamda yaşamak. Bugüne kadar da aynı vergiyi ödemedik mi? Karşılığında ne aldık? Her seçim döneminde yenilenen uyduruk kaldırımlar. En azından şimdi gözümüz birkaç güzel çiçek görmekte. Üstelik şehrin imajına da, o lalelere harcanan paradan çok çok fazla değerde katkıda bulunulmakta. Ben bunu görüyor ve düşünüp emek harcayanlara teşekkür ediyorum.

Not: İstanbul Belediye'si ile hiç bir bağlantım yoktur. Bu yazıyı sadece bir İstanbullu olarak yazdım.

Tag: , ,

5 yorum:

C. Bülent Büyükaycan dedi ki...

Geçen gün benzer şeyleri düşünmüştüm. Seninle tamamen aynı fikirdeyim, birçok İstanbul'lunun ifade etmek istediklerini çok güzel ifade ettiğin için teşekkürler.

Ben tüm bu olumlu şeylerin yanına -hepimizin düzelmesini umut ettiğimizi düşündüğüm- İstanbul'un çukurlar ve tümseklerle dolu yollarını eklemek istiyorum. Bir de o işi becerebilsek yani yollarımızı da en azından -hani o kar yağdığında çok gündeme gelen- "ana arterler"i avrupalı bir şehre yakışır hale getirebilsek ne süper olur değil mi? (eşimin arabasında geçtiğimiz kış 0km 2 lastiği çukurda parçalandığı için değiştirmek zorunda kaldık)

İçin rahat olsun, biz senin İstanbul Belediyesi ile hiçbir ilginin olmadığını biliyoruz, gerekirse şahitlik yaparız. :)

destan dedi ki...

Sultanahmet'te laleler öyle bir güzel duruyordu ki, turistlerden beter tepkilerle ortalıkta dolaşıp, mor lalelere dokunup dokunup, "lale devrinde devlet işlerinin aksamasını" şimdi anladım. bu güzellik akılları baştan alıyor..klavyene sağlık...

Adsız dedi ki...

Değişimin en önemli sebebebi şudur. Hükümet ve belediyeler mükemmel uyumlu. Belediyelere inanılmaz bütçe akışı var. Tüm belediyeler neredeyse hükümeti oluşturan partiden. Bu değişim anadoluda da var. Güzelleşiyoruz. Belediyeler yeşillendirme-ot- aşamasını geçip, çiçek ekmeye başladılar.

süleyman yüzübenli dedi ki...

ne güzel çevreyi görebilmek... yaşamın deli dolu akışı içinde bakabilmek. sizi bu anlamda kutluyorum.

süleyman yüzübenli dedi ki...

bir yorumcu arkadaş uyumdan ve bütçe akışından söz etmiş. bütçe ne ki akıyor anlamadım.

Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul Teknik Üniversitesi, İşletme Mühendisliği bölümünden 1989 yılında mezun oldum. Sırası ile PEG A.Ş., Alboy A.Ş., Superonline A.Ş, Turk Nokta Net Ltd. Şti. (Turk.Net), Doğan Online (E-kolay) ve İksir A.Ş. (İxir) ve DorukNet'te farklı pazarlama yöneticiliği pozisyonlarında görev yaptım. Şu anda, Markethink markası altında bağımsız pazarlama yönetim ve danışmanlığı servisleri konusunda çalışmaktayım. Bana ulaşmak isterseniz, oner.serdar@gmail.com adresini kullanabilirsiniz.