Perşembe, Haziran 22, 2006

Fırın düğmesinin düşündürdükleri


Burada sadece pazarlama ile ilgili değil, bazen de bir müşteri olarak yaşadıklarımla ilgili düşüncelere de yer veriyorum. İşte böyle bir yazı daha!

Daha önce de fırınlar konusunda bir yazım olmuştu (Fırın Saatleri). Bu yazımdan bir süre sonra, evimizde 3-4 senedir kullanmakta olduğumuz ocaklı fırının, fırın sıcaklığını ayarlamaya yarayan düğmesi elimizde kalmıştı. Arçelik servisinden aynı düğme olmasa da, benzer bir düğmeyi bularak kırılan düğmeyi değiştirmiştik. Bunun istisnai bir durum olabileceğini düşündüğümüz için, olayın pek de üzerine durmamıştık o zaman. Ama geçtiğimiz gün, bu sefer, ocaklardan birine ait olan diğer bir düğme de aynı şekilde elimizde kaldı. Demek ki, kırılan diğer düğme de istisnai bir durum değildi ve ortada bir problem vardı.


Bize Türk ürünü kullanmak için cesaret verin!
Geçmişte bir süre beyaz eşya sektöründe çalışmış bir insan olarak, bu ürünlerin üretiminde ne kadar çok insanın emeği olduğunu biliyorum. Ayrıca, beyaz eşya üreticilerimizin 90'lı yıllarda yaptıkları yatırımlarla, dünyanın en büyük ve modern üretim tesislerine sahip üreticileri arasına girdiğini de biliyorum. Bu sebeple, çok yakın geçmişe kadar, çevremdeki insanları Türk markalı (Türkler'in sahip olduğu şirketlere ait) beyaz eşya ürünleri almaları konusunda teşvik ederdim. Çünkü, genellikle yabancı markalara hayran olan insanımız, Türk yatırımcıların bu alana yaptıkları yatırımlardan ve gelişimden pek de haberdar değildi. Kendim de mümkün olduğunca bu ürünleri satın almaya çalışırdım.

Ama aradan geçen yıllarda, beyaz eşya sektöründe o yıllarda gerçekleştirilen bu atılımların, ürün kalitesine tam olarak yansıyamadığını da üzülerek görmeye başladım. Bunun farklı nedenleri olabilir, ama ortada net olan bazı konular var:

- Yerli markalarımız, ürettikleri ürünlerdeki detay malzeme, işçilik ve tasarım kalitesine gerekli önemi vermiyorlar. Özellikle plastik parçaların üretim kalitesinde önemli problemler var.
- Ürünler, kullanıcı davranışı düşünülerek tasarlanmıyor ve kısa sürede problem oluşturabilecek tasarım hataları içeriyorlar.
- İhracat için üretilen ürünler farklı ele alınabiliyor, malzeme ve işçilik kalitesine daha çok dikkat edilebiliyor.

Türk tüketicisine biraz saygı gösterin!
Yerli markalarımızın, kendi aralarında ve yabancı sermayeli markalarla büyük bir rekabet içinde oldukları bir gerçek. Bu rekabet içinde, bazı durumlarda, üretilen ürünün en ucuz fiyata piyasaya sürülebilmesi de önem taşımakta. Ama, bu fiyat rekabetinin, ürün kalitesine yansıması, nesiller boyunca bu markaları kullanan tüketiciye de yapılmış bir saygısızlık. Benim Türk sermayesine bu alandaki desteğim, üst üste yaşadığım ve yaşandığına şahit olduğum kötü örneklerden sonra devam etmeyecek. Ben artık, paramın karşılığını en iyi veren ürünü, yabancı sermaye ürünü de olsa tercih etmek durumundayım. Kısaca gerçekte olmam gereken Homo Economicus'a bir dönüş yaşıyorum!

Küçük detaylar, büyük farklar yaratıyor!
Önemli işler başaran, ve bu kadar büyük yatırımlara imza atan yerli marka üreticilerimizin, küçük detaylara dikkat etmeyerek (veya küçük hesaplar peşinde koşarak) hem kendilerine, hem de ülke ekonomisine zarar vermeleri kabul edilemez bir durum. Bir mühendis olarak biliyorum ki, bugün kırılarak elimde kalan bu fırın düğmesi, farklı bir plastik malzemenin seçilmesi ve/veya daha iyi bir tasarım ile, çok daha uzun süre en iyi şekilde kullanılabilirdi, üstelik bu değişikliğinin maliyeti, toplam maliyet içerisinde inanılmaz küçük bir artış yaratırdı. Ama bunun için önce ürettiğin ürüne özen göstermen, ayrıca, bu ürünü kullanacak olan tüketiciye saygı duyman gerekmekte. Umarım dünya çapında marka olduklarını bangır bangır reklamlarında duyduğumuz bu markalarımız, Japonlar ile reklamlarında "direct-drive/direct-drive" diyerek dalga geçmeyi bırakır ve kısa bir gelecekte daha özenli ürünler üretmek için akıllarını başlarına alırlar.

Önemli Not: Bu Arçelik'in konu olduğu bir kaç yazımdan biri oldu. Bundan dolayı benim bir Arçelik düşmanı olduğum zannedilmesin. Aksine, bütün bu problemli ürünlerine rağmen, çocukluğum boyunca bu marka ile büyümüş bir insan olarak, Arçelik markasına hala sempati duyuyor ve başarılı olmasını istiyorum. Ama bir tüketici olarak, bahsettiğim konularda net değişiklik görmediğim sürece, Arçelik artık benim tercih ettiğim bir marka olmayacak.

İlgili diğer yazılar:
Fırın saatleri
Bir Arçelik macerası

Tag: , , , , ,

Hiç yorum yok:

Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul Teknik Üniversitesi, İşletme Mühendisliği bölümünden 1989 yılında mezun oldum. Sırası ile PEG A.Ş., Alboy A.Ş., Superonline A.Ş, Turk Nokta Net Ltd. Şti. (Turk.Net), Doğan Online (E-kolay) ve İksir A.Ş. (İxir) ve DorukNet'te farklı pazarlama yöneticiliği pozisyonlarında görev yaptım. Şu anda, Markethink markası altında bağımsız pazarlama yönetim ve danışmanlığı servisleri konusunda çalışmaktayım. Bana ulaşmak isterseniz, oner.serdar@gmail.com adresini kullanabilirsiniz.