Cuma, Haziran 23, 2006

Köprüdeki bayrak

Haber: Boğaziçi Köprüsü'ne asılan bayrağı Fenerbahçeliler indirmiş!

Buna kimsenin şaşırdığını zannetmiyorum, beklenen bir durumdu. Kamuya ait olan bu bina üzerinde, özel bir kulübün bayrağının işi ne? Galatasaray Kulübü'nün Türkiye'de milyonlarca taraftarı olması böyle bir hak mı doğuruyor?

O zaman, TBMM'den de baştan aşağı GS bayrağı sallandıralım, arada pek de bir fark yok. Veya çok büyük bir ihracat işi gerçekleştiren şirketin logosunu köprüye asalım, buna ne dersiniz? Bu nasıl iştir?

Ayrıca, kimsenin diğer takım taraftarlarını bu şekilde tahrik ve taciz etmeye hakkı yok. Herkes kendi özel mülkünde istediğini yapabilir, ama kamuya ait binalarda değil.

8 yorum:

tuncay yilmaz dedi ki...

serdar bey, parasını verip yeri kiralamışlar. yani kamu yerinin hayrına yaptığı bir olay değil ki bu. otobüslerde kamu araçları ama reklam veriliyor. yani parasını ödemiş ve kullanmışlar. beşiktaşlıyım ve yapılanın hoşgörüsüzlük olduğunu düşünüyorum.

metin-thePoor dedi ki...

Serdar Bey'in yazısını okuyunca bir Cimbomlu olarak yüzüm kızarmıştı, ama Tuncay Bey'in dediği doğruysa bu kez de FB'liler -en hafif deyişle- ayıp etmişler doğrusu diyeceğim.

Serdar Öner dedi ki...

Tuncay bey, uyarınız için teşekkürler, ben kiralama olduğunu bilmiyordum açıkçası. Ancak, yine de bu gibi yapıların, bu ve benzeri amaçlarla kiralanabilirliği de bana pek doğru gelmiyor. İşin hoşgörü ile ilgili yanını hiç tartışmıyorum zaten, idealde hangi takımın bayrağı olursa olsun, karşı tarafın bu şampiyonluğu ve kutlamaları hoşgörü ile karşılaması gerekir. Ama, futbol ve fanatizm kol kola giden iki kavram. Dolayısı ile, böyle bir uygulamanın sonucunda, fanatiklerin yapacağı hareketleri de tahmin etmek zor değil. Buna ortam oluşturacak davranışlardan kaçınmak gerektiği fikrindeyim.

Not: Bu arada, Fenerbahçe'li değilim :-)

destan dedi ki...

Sevgili Serdar, uzun bir aradan sonra ince yazılarınla döndün. Ne hoş döndün, diyecektim ki; oldu mu yazı şimdi? GS zaten provakatif bazı olayların aziz'liğine uğradı bu yıl. Doya doya bir sevinç yaşamak nasip olmadı. Tam köprüdeki bayrak ile, içimiz cıvıl cıvıl olmuş, 4 yılın acısını unutmaya başlamıştık ki, yine bir provakasyon. Taraftar spor camiasının müşterisidir. Köprüdeki bayrak dolayısı ile, GS taraftarının %100'ü memnun olmuştur. Bu oran birilerinin, kamusal alan düşüncelerine takılırsa, üzülürüm.

Serdar Öner dedi ki...

Sevgili Destan, ben aslında takım tutmamama rağmen, Türk takımları içinde en sempati duyduğum takımlardan bir GS'dir. Benim yazımda dile getimeye çalıştığım, hangi takım olursa olsun, bu gibi binaların bu amaçla kullanılmasının bana pek doğru gelmediğiydi. Tabii ki bu konu tartışılabilir bir konu, ama benim fikrim bu. Boğaziçi Köprüsü'ne Türk bayrağı dışında bayrak asılmasını pek doğru bulmuyorum. Tuncay beyin yorumunda belirttiği gibi, bu alanın ücretli olarak kiralanması, bence durumu değiştirmiyor. Üstelik bu alanın reklam amacıyla kullanılabilirliği de bence çok tartışılabilecek bir konu.

Sevgiler.

destan dedi ki...

Sevgili Serdar,
Bayrağın orda olması reklam mıdır? Yani konumuz reklam mıdır burada? Ama sempati duyduğun takıma, burdan sevgilerimi sunuyorum:)

Murat Buyurgan dedi ki...

Serdar pazarlama konusunda ustalığını bloguna taşımış ve "Futbol her zaman dikkat çeker" stratejisiyle son günlerde en çok yorum alan yazısını yazmış.

Şaka bir yana futbol konu olduğunda ilginin her zaman artttığı kesin.

Futbolda bu tip tatsız olayları 3-5 kişi veya 300-500 kişi yapıyor. Ama tüm spor camiası olayları konuşuyor. İşi gücü olmayan, hayatında tuttuğu takımdan başka hiç bir önceliği olmayan bir kaç kişinin cam kırması, kulüp basması, küfür etmesi, otobüs camı kırması gibi konuların spor medyasının ve TV'lerin her hafta gündemini doldurması da abest geliyor bana.

Bende GS taraftarıyım. Ama bu tip provokatif olaylara müsait kiralama uygulamalarını yanlış buluyorum.

Bence Boğaz Köprüsüne asılabilecek iki bayrak olmalı.

Atatürk ve Türk bayrağı.

Cavit Önen dedi ki...

GSerdar FBey,

Köprüde önünüzde giden kamyonun arkasındakini okumadınız galiba?
"Nazar etme ne olur, çalış senin de olur" ;-)
Türk toplumunun temel karakteri olan iki unsuru öne çıkaran bu kadar güzel bir "kamyon edebiyatı" daha olamaz; Kıskançlık ve kompleks.. Ortaya çıkarmak için fırsat kollamayalım lütfen..
Bırakın hiç değilse toplumun bir kesimi bu iki duygudan arınmış mutlu ve mesut yaşasın, hani kedi - ciğer meselesi akla gelmesin..
Reklamların meşhur sözü ile sevgiyle selamlarım; "Size de çıkabilir" Cavit Önen

Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul Teknik Üniversitesi, İşletme Mühendisliği bölümünden 1989 yılında mezun oldum. Sırası ile PEG A.Ş., Alboy A.Ş., Superonline A.Ş, Turk Nokta Net Ltd. Şti. (Turk.Net), Doğan Online (E-kolay) ve İksir A.Ş. (İxir) ve DorukNet'te farklı pazarlama yöneticiliği pozisyonlarında görev yaptım. Şu anda, Markethink markası altında bağımsız pazarlama yönetim ve danışmanlığı servisleri konusunda çalışmaktayım. Bana ulaşmak isterseniz, oner.serdar@gmail.com adresini kullanabilirsiniz.