Cumartesi, Haziran 30, 2007

Çocuklara yönelik reklamlar


Geçtiğimiz gün "Biri Bana Anlatsın" programının bir tekrar bölümünü izlerken, reklamlarda çocuk kullanımının etik olarak ne derecede kabul edilebilir olduğu tartışıldı ve program konuğu olan bu endüstrinin ileri gelenleri tarafından, bunun genel olarak kabul edilebilir bir uygulama olduğu fikrine ulaşıldı. Bu programı izlerken, benim de uzun süredir yazı yazmak istediğim bir konu geldi aklıma. Bu konu, çocuklara yönelik reklamlarla ilgili.

İnsanın bir çocuğu olduktan sonra, sanırım her şeyi daha farklı şekilde algılıyor, ama, bu düşünce aklıma geldikten sonra, bu kadar süre neden bu konu beni hiç rahatsız etmedi acaba diye de kendime sordum. Beni rahatsız eden durum şu: TV kanallarında çocuklara yönelik programların yapıldığı kuşaklar, sadece çocuklara yönelik hazırlanmış reklamlarla dolu; bu reklamların içeriğine baktığınızda, Barbie, Sindy, Actionman benzeri oyuncaklardan, Danino ve benzeri çocuklara yönelik yiyecek maddelerine ve fast-food gıda reklamlarına kadar değişik ürünler yer almakta. İlk bakışta ne var bunda diye düşünebileceğiniz bu durum, inanılmaz bir tehlikeyi içinde barındırmakta. Çünkü bu reklamların çoğu, 10 yaşının altında, doğru ile yanlışı ayırt etme yetisi yeterince gelişmemiş çocuklara yönelik. Bu reklamlar, çocuklarımızı oyalansın diye önüne bıraktığımız ekranda süreki şekilde dönmekte ve bu çocukların beyinlerine işlenmekteler.

Araştırma sonuçları ne diyor?
Bu konuda acaba araştırma yapılmış mıdır diye aklıma geldi, hemen Internet'te bir arama yaptım. Sonuçta da, APA'nın (American Pyschological Association) yaptığı bir araştırmaya ulaştım. Araştırma, ilk anda akla gelebilecek şüpheleri doğrular nitelikte. Araştırmacılar, küçük çocukların, yetişkinlerden farklı olarak, reklamlarda verilen mesajların, aslında bir ürünün satışını arttırmak amacıyla yapılmış olduğunu algılayamadıklarını ve verilen mesajları gerçek olarak algıladıklarını tespit etmişler. İlgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Araştırmacılar, bu gibi reklamlar sonucunda, çocukların beslenme alışkanlıklarının, reklamı yapılan ürünler lehinde değiştiğini ve ABD'deki obezitenin önemli kaynaklarından birinin de, çocukların bu şekilde değişen beslenme tercihlerinden kaynaklandığı yorumunu da yapmışlar.

Araştırmada daha farklı detaylar da var, ancak, bu araştırmayı yapanların ulaştığı sonuç şu: 8 yaşının altındaki çocuklara yönelik reklamlar ya yasaklanmalı, ya da çok sıkı denetim altına alınmalı.

Yasal düzenleme zorunlu!
Bir pazarlamacı olarak, reklamın gücünün, özellikle de TV reklamının gücünün farkında bir insanım. Bu reklamların, çocuklar üzerindeki etkisi ise, bizim üzerimizdeki etkilerimizden çok farklı. Siz kendinizi düşünün, karar verme yetisine sahip bir insan olmanıza rağmen, bazı reklamların büyüsüne kapılıp, gerçekçi olmayan satınalma kararları vermiyor musunuz? Bir de çocuklarınızın bu reklamların sonucunda ne derecede etki altında kalabileceklerini düşünün.

Bence bu konuda aşağıdaki düzenlemeler yapılmalı:

- Belli bir yaşın altındaki çocuklara yönelik reklamlar tamamen yasaklanmalı.
- Küçük çocuklara yönelik yayın kuşaklarında, reklam yayını tamamen yasaklanmalı (sponsorluk dahil).
- Küçük çocuklara yönelik ürünlerin reklamlarının yayını, bu ürünlerin büyüklere yönelik pazarlaması amaçlanıyor olsa bile sıkı kontrole tabi olmalı.
- Çocukların TV izleme ihtimalinin yüksek olduğu yayın dönemlerindeki reklamların
yayını sıkı kontrole tabi olmalı.

Yasaklayan ülkeler var.
Bazı ülkeler, bu konuda adım atmış durumdalar, örnek olarak Norveç ve İsveç, 12 yaşının altındaki çocuklara yönelik reklamları ve çocuk program kuşaklarındaki reklamları yasaklamış durumdalar. Ayrıca, Danimarka, Finlandiya, Norveç ve İsveç, çocuklara yönelik programlarda sponsorluk kullanılmasını yasaklamış durumdalar.

Benim araştırma souçlarıma göre, ABD'de bu konu net bir düzenleme yok, AB'de ise düzenlemeler yapılması gündeme gelmiş durumda.

Bu konu bence çok da tartışılacak bir konu değil, zararlar çok açık, fazla araştırma yapıp bilimsel kanıt bulmaya da gerek yok. Eğer çocuklarımızın sağlıklı gelişimini istiyorsak, mutlaka en kısa sürede bu konuda yasal düzenleme yapmalı ve kontrol mekanizması kurmalıyız.

İlgili bağlantılar:
TELEVISION ADVERTISING LEADS TO UNHEALTHY HABITS IN CHILDREN
European Union To Consider Ban On TV Commercials Targeting Kids
EU Considers Banning Junk Food Ads
Junk food ads aggravate EU child obesity problem
No more Mars bar ads for children

5 yorum:

Eren dedi ki...

Çocuklara yönelik reklamlar kesinlikle kontrol altına alınmalı, katılıyorum. Ancak, bir de büyüklere yönelik reklamlarda çocukları oynatmak sorunu var.
Bence bu bana daha zalimce geliyor. Çocuklarla hiç ilgisi olmayan ürünlerin reklamlarında çocukları kullanmak bana son derece tiksindirici geliyor, ve maalesef bu furya her geçen gün artıyor. Özellikle Türk Telekom'dan sonra Türkiye'nin en antipatik markalarından olan Turkcell'in reklamlarında artık çocuk görmeye dayanamıyorum. Sevimli olmak başka, Turkcell gibi bir markanın çocukları "abuse" etmesi başka. Artık durum oraya vardı diye düşünüyorum.

Serdar Öner dedi ki...

Haklısınız Sayın Eren,

Yazımda bu konuya hiç girmedim, çünkü bu da ayrı bir yazı olabilecek özelliklere sahip bir konu. Ancak, yine de, çocuklara yönelik reklamların sonuçları çok daha vahim olabilecektir. Bu reklamların etkisi ile yetişkin hale gelen insanlar, belki de hiç farkında olmadan aldıkları mesajlar sebebi ile, sağlıksız tüketim alışkanlıklarına sahip yetişkinler olacaktır. Zaten yapılan araştırmalar da, ABD ve Avrupa'daki obezitenin kaynaklarından birinin de bu gibi kontrolsüz reklamlar olduğunu doğrulamakta. Sadece beslenme değil, diğer farklı konularda da aynı etkinin ortaya çıkması çok doğal olacaktır.

Yorumunuz için teşekkürler.

Eren dedi ki...

Eh, madem öyle, bir kaç gün içinde de bu konu hakkında bir yazı ben yazarım belki =) Dediklerinize de sonuna kadar katılıyorum. Madem "subliminal messaging" etik bulunmadı ve yasaklandı, bunun da acil şekilde kontrol altına alınması gerekli. SM'de hedef yetişkinler iken bile bu kadar yaygara koparanların söz konusu çocuklar olduğundaki sessizliğinde, şu an işleyen metodlarından daha fazla fayda sağlamak isteyen pazarlamacıların rolü de var sanırım. Pazarlamanın karanlık yüzlerinden biri işte...

Bu arada, bloguma da beklerim http://branderen.blogspot.com/ Görüşmek üzere!

tiyatroblog dedi ki...

Kısa süre 2.baskısını yapan UZAKTAN KUMANDALI ÇOCUKLAR kitabım tam da bu konulara dokunuyor. Tavsiye ederim. Yazınızdan dolayı tebrikler.Adnan TÖNEL

Serdar Öner dedi ki...

Teşekkürler Adnan bey. Saygılar.

Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul Teknik Üniversitesi, İşletme Mühendisliği bölümünden 1989 yılında mezun oldum. Sırası ile PEG A.Ş., Alboy A.Ş., Superonline A.Ş, Turk Nokta Net Ltd. Şti. (Turk.Net), Doğan Online (E-kolay) ve İksir A.Ş. (İxir) ve DorukNet'te farklı pazarlama yöneticiliği pozisyonlarında görev yaptım. Şu anda, Markethink markası altında bağımsız pazarlama yönetim ve danışmanlığı servisleri konusunda çalışmaktayım. Bana ulaşmak isterseniz, oner.serdar@gmail.com adresini kullanabilirsiniz.