Pazartesi, Kasım 10, 2008

Kablo TV Rezaleti

Kablo TV frekanslarında bir kaç hafta önce yapılan değişiklik, hemen hemen bütün kanalların yerlerinin değişmesine yol açmıştı. Müşterilere doğru dürüst bir açıklama gerçekleştirilen bu değişiklik, bu şebekeye bağlı milyonlarca abonenin, popüler kanallarını TV'lerinde bulup tekrar sıralamalarına yol açmıştı.

Bu değişiklik yetmezmiş gibi, bir kaç gün önce, çoğu kanalın frekansları yine değişti. Evet, yine milyonlarca insan "acaba Cnbc-e nereye kayboldu, ATV burada değil miydi?" gibi sorular ve küfürlerle TV'lerinin ayarlarını tekrar yapmak zorunda kaldı.

Düşüncesizlik
Sadece düşüncesizlik ve umursamazlık. Hadi biz bu ayarları küfrederek de olsa yapıyoruz, ya yaşı ileri olan, TV'sindeki bu zahmetli ve zor ayarları beceremeyen onbinlerce insan ne yapıyor? Şunu yapıyor; ayarları yaptırtmak için, bu işi becerebilecek bir yakınlarının kendilerini ziyaretini bekliyorlar.

Müşteri, müşteri değil!
Evet, biz Kablo TV yetkilileri gözünde müşteri değiliz. Sadece, her ay başında paramızı ödeyen ve bunu yapmaya mecbur olduğu düşünülen insanlarız. Eğer Türksat bizim müşteri olduğumuzu düşünseydi, yaptığı değişiklikleri mecburi olanlar dışında en az seviyede tutar, bununla ilgili müşterilerini doğru dürüst bilgilendirirdi. Eğer Türksat bizim müşteri olduğumuzu düşünseydi, arada bir de olsa, yayınını yaptığı kanallar arasına izlemeye değer bir kaç kanal eklemeyi düşünürdü.

Neden uydu üzerinden yayınları takip etmiyorsun diyebilirsiniz. Şu an için tek sebebi, Kablo TV ile, aynı anda birden çok kanalı video kaydedicimde kaydedip, daha sonra izleyebilmemdir. Uydu yayınlarında ise bunu yapmak için, farklı özelliklere sahip alıcılar kullanmak gerekmekte. Yeni uydu alıcısı aldığım anda, Kablo TV aboneliğimi de hemen sonlandıracağım.

Perşembe, Kasım 06, 2008

Kaldırım relasyon ve korelasyon

Yine kaldırımlarımız büyük bir hızla sökülüp, yeniden yapılmaya başlandı. Her seçim döneminde farklı tarzda kaldırımlarla yenileniyor sokaklarımız.

Merak ediyorum, acaba bu konuda bilimsel bir araştırma var mıdır: yapılan kaldırımın kalitesi ve/veya miktarı ile, belediye başkanının yeniden seçilme oranının değişim oranı arasındaki korelasyon hakkında. Türkiye'de bir bilimadamı bu konuda çalışma yapsa, sanırım şöyle konuşmalar duyabilirdik: "Abi boşver kaldırım yapmayı, baksana korelasyon negatif çıkmış, onun yerine yollara yeni asfalt yapalım, maksimum korelasyon var!".

Şaka filan, aslında buna ciddi ihtiyaç olabilir, ben bu konuda bir çalışma yapayım, belki partinin birine satarım, ilk yapan malı götürür :-)

Salı, Kasım 04, 2008

CPM ne demek?

Çok basit oldu galiba :-) Ama bu kısaltmanın Internet reklam sektöründe yanlış kullanıldığını çok görmekteyim. İşte size Wikipedia'daki açıklama, bence gayet iyi özetliyor:

"Cost per mille (CPM), also called cost ‰ and cost per thousand (CPT), is a commonly used measurement in advertising. In Latin mille means thousand, therefore, CPM means cost per thousand. Radio, television, newspaper, magazine, Out-of-home advertising and online advertising can be purchased on the basis of what it costs to show the ad to one thousand viewers (CPM). It is used in marketing as a benchmark to calculate the relative cost of an advertising campaign or an ad message in a given medium. Rather than an absolute cost, CPM estimates the cost per 1000 views of the ad." Tam metin için tıklayın.

Kısaca, bir reklamın, bin kişiye veya bin kere görüntülenmesinin maliyetine verilen isimdir CPM. Örneğin, bir reklam mecrasından 1.000.000 kişiye görüntülenecek reklamı, 2500 YTL'ye satın aldıysanız, CPM'iniz 2,5 YTL olacaktır.

Reklam tekliflerinde veya konuşmalarda CPM terimi aşağıdaki gibi kullanılabilmekte:

"1000 CPM için fiyatımız 5000 YTL"

Aslında burada söylenmek istenen, "1.000.000 yayın için fiyatımız 5000 YTL"dir. Yani, CPM 5 YTL olmaktadır. Veya,

"Kaç CPM yayın istiyorsunuz?"

Burada da söylenmek istenen, "Reklamınızın kaç defa yayınlanmasını istiyorsunuz"dur.

CPM'in Önemi
Bence CPM'in en önemli özelliği, farklı mecralar arasında reklam maliyetlerimizi karşılaştırmamıza olanak tanıması. Örneğin, gerçekleştireceğiniz bir kampanyanın, TV, gazete, dergi ve Internet mecralarındaki CPM değerlerini hesaplayarak, hangi kampanyanın birim maliyetinin daha makul olduğunu belirlemeniz mümkün olacaktır. Gerçi, TV ve dergi gibi geleneksel mecralarda güvenilir CPM değerleri hesaplamak, Internet'e göre biraz daha zor olmakta. Örneğin, aylık tirajı 20.000 olan dergiye, 2500 YTL ücretle reklam verdiğinizde CPM değeriniz ne olacak? Eğer her dergiyi sadece 1 kişi okuyorsa, muhtrmelen CPM'iniz 2500/20= 125 YTL olacaktır. Ama, eğer her dergiyi 5 kişi okuyorsa, CPM'iniz 25 YTL'ye düşebilecektir. Dolayısı ile, sağlıklı bir değere ulaşabilmeniz için, ilgili derginin her sayısının, ortalama olarak kaç kişi tarafından okunduğunu bilmeniz, veya tahmin etmeniz gerekecektir.

Ancak, bazı varsayımlara göre de hesaplasanız, mecralararasında genel bir karşılaştırma yapabilmek açısından CPM önemli bir veri sağlamakta. Arada çok büyük farkların oluştuğu durumlarda, sorgulama yapmanız için sizi de uyarmakta.

Her CPM eşit değildir!
CPM değerlerini karşılaştırırken, her mecranın kendi izleyicilerinin özelliklerini de dikkate almakta fayda var tabii ki. Hedef kitleniz olmayan bir mecrada, CPM ne kadar düşük olursa olsun, yaptığınız yatırımın karşılığını alamayabilirsiniz. Dolayısı ile, reklam tekliflerini değerlendirirken, sadece CPM maliyetinizi değil, aynı zamanda, ilgili mecranın sizin için ne kadar doğru bir mecra olduğunu da sorgulamak gerekmekte.

Dönüşüm olmazsa olmaz!
Bu yazımın konusu değil ama, CPM'iniz ne olursa olsun, eğer reklamınızı görenler, sizin istediğinizi yapmıyorlarsa (yani ürününüzü satın almıyorlarsa, sitenizi ziyaret etmiyorlarsa ...) o zaman bir şeyleri yanlış yapıyorsunuzdur. Görseliniz kötüdür, mesajınız kötüdür, teklif ilgi çekici değildir, reklamınız doğru yerde yayınlanmamıştır v.b.

Kısaca, CPM sadece birim satın alma fiyatınızı karşılaştırmanızı sağlar, o mecranın ve/veya medyanın etkinliği ayrı bir konudur.

Cumartesi, Kasım 01, 2008

Bravo sinyor Fiat!


Fiat'ın yeni 500 ve Grande Punto modellerine eklediği yeni özellik, sorunlara farklı bakış açıları ile yaklaşınca, ne kadar değişik ve faydalı çözümlere ulaşılabileceğini göstermekte.

Fiat'ın EcoDrive adını verdiği sistem ile, aracınızı kulllanırken oluşan veriler (hızınız, frenleme şeklinz ve diğer kullanım özellikleriniz) araçtaki bir USB portuna bağladığınız bir hafıza kartına kaydedilmekte. Daha sonra, bu verileri Fiat'ın ilgili web sitesine yüklediğinizde, veriler analiz edilerek, yakıt tasarrufu sağlayacak öneriler verilmekte. Web sitesinde, gerçekleştirdiğiniz CO2 salınımı ve zaman içinde kullanım alışkanlıklarınızı değiştirerek, ne kadar tasarruf yaptığınız gibi bilgilere de ulaşabiliyorsunuz.

Ayrıca, web sitesinin EcoVille denilen bölümünde, sizin gibi bilgilerini yükleyen diğer Fiat kullanıcıları ile de irtibata geçerek,bir topluluk oluşturma şansınız var. Böylece, her gün büyüyen bir topluluk olarak, çevreye katkınızın ve tasarrufunuzun toplu boyutunu da görebiliyorsunuz.

Bir taşla, iki kuş!
Uygulama, hem bireyleri basit önlemlerle tasarrufa teşvik ederken, hem de sosyalleşmeyi içermesi açısından bence çok başarılı. Fiat günümüz insanının webde sosyalleşme ihtiyaç ve yönlenmesini, kendi pazarlama/ürün geliştirme amaçlarına yönelik olarak değerlendirmiş.

Ben bu fikri özellikle şu yönden sevdim: Fiat mevcut ürünlerinde yakıt tasarrufu amacı ile direkt teknolojik çözümler bulmak yerine, dolaylı olarak kullanıcı davranışlarını değiştirerek aynı sonuca gitmeyi hedeflemiş. Üstelik, bunu sosyal pazarlama ile çok iyi şekilde bir araya getirmiş. Hem daha ekonomik, hem de kullanıcıyı da işin içine çektiği için,duygusal açıdan sonuç verebilecek, uzun vadeli marka bağlılığı yaratabilecek bir uygulamaya imzaatmış.

Fiat bu basit ve etkili uygulamasından dolayı bence 'bravo'yu hak ediyor!

Haber kaynağı: Springwise

Detaylı bilgi: Fiat Eco:Drive

Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul Teknik Üniversitesi, İşletme Mühendisliği bölümünden 1989 yılında mezun oldum. Sırası ile PEG A.Ş., Alboy A.Ş., Superonline A.Ş, Turk Nokta Net Ltd. Şti. (Turk.Net), Doğan Online (E-kolay) ve İksir A.Ş. (İxir) ve DorukNet'te farklı pazarlama yöneticiliği pozisyonlarında görev yaptım. Şu anda, Markethink markası altında bağımsız pazarlama yönetim ve danışmanlığı servisleri konusunda çalışmaktayım. Bana ulaşmak isterseniz, oner.serdar@gmail.com adresini kullanabilirsiniz.